A-Z Liste
Site Haritası
 
HAKKINDA ARAŞTIRMALAR ÖĞRENCİ AKADEMİK İYTE'M İLETİŞİM
Öğrenci Manzaraları | Ulvi Ahmedov
Ulvi Ahmedov
Kendinizi kısaca tanıtır mısın?

Ben Eldeniz oğlu Ulvi Ahmedov, 31 Mart 1991’de Azerbaycan’ın Nahçıvan şehrinde doğdum. Altı yaşımda Rus okulunda öğrenim hayatıma başladım ve ilkokulda tüm dersleri Rusça gördüm. Ailevi nedenlerden dolayı yazlık evimize, köyümüze taşındık ve öğrenimime buradaki köy okulunda devam ettim. İlk başlarda imkânların kısıtlı olmasından şikâyetçiydim, tabii bir de kendi dilimde eğitim almaya alışkın değildim. Sonradan babam ve dedem bize eskileri anlattılar, onların zamanını, imkânların neredeyse sıfır olduğu zamanları... O şartlarda bile dedem ve babam okumuştu, dedem profesör olmuş, babam da üç üniversite bitirerek mühendis olmuş. Bize onların hikâyesi ders oldu, başarısızlığın basit şeylerle bahane edilemeyeceğini anlamıştık.
Derslerime çok çalışır, hocalara pek iş bırakmayı sevmezdim. Derslerimin yanı sıra sağlam kafa sağlam bedende olur deyip ata sporumuz güreşle uğraşmaya başladım. Sporun başarıya ulaşmada en önemli etkenlerden biri olduğuna hep inandım. Bunun yanında, satrancı keşfettim ve ne kadar derin bir oyun olduğunu anladım. Çünkü satranç farklı düşünmeyi üstelik karşındakinin yerine de düşünebilmeyi öğretir ve sabrın başarıya ulaşmadaki önemini ispatlar. Kardeşlerimle birlikte yarışmalara katıldık, milli heyete çağrıldık, uluslararası turnuvaya kadar yükseldik, şampiyonluklar yaşadık. O zaman takım kaptanı olmuştum, benim için çok değerli bir görevdi.
Doğayla iç içe yaşadığım için doğaya ve çevreye karşı sevgim hep sonsuz olmuştur. Bu nedenle doğa ve çevreyle ilgili projeler hazırlamaktan zevk alırdım. Sonunda bir projem çevre olimpiyatında üçüncülük aldı, ama her sene proje göndermeği ihmal etmedim. Devletin düzenlediği bilim olimpiyatlarında üç sene kimya dalında şampiyonluğu kimseye kaptırmadım. Lise üçte sağlık sorunlarım sebebiyle, göz bebeğimde hasar olduğu için 7 ay derslerden geri kaldım ve okula gidemedim. Lise son derslerini evden takip ettim ve öyle mezun oldum, okul ortalamam beş’te beş olmuştu. Bakû Tıp’ı kazandım, kayıt oldum, ancak Türkiye’den de bir üniversite kazandığım haberi üzerine kaydımı oradan alarak hayalimin mesleğini okumak için İYTE Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’ne başladım.

Türkiye’de çok mutluyum, hayalimin mesleğini okuyorum, aynı milletin iki ülkesiyiz, yabancılık hiç çekmedim. Bu röportajı fırsat bilerek sıcakkanlı, hoşgörülü canım Türkiye, İzmir insanına minnettarlığımı bildireyim. Şu an İsveç’te Göteborg Üniversitesi’nde Erasmus Programı vasıtasıyla kendimi geliştirebileceğim önemli dersler almaktayım. Buralarda sistem daha farklı, birçok güncel araştırmalar yapılıyor ve tabii onlara katılmak, izlemek mümkün. Buradan öğrendiğim ve aktaracağım çok şey var.


İYTE’deki öğrencilik yılların ve çalışmaların nasıl geçiyor?
Öğrencilik yılları hayatın en kolay ve keyifli yılları, hep zevk almaya çalıştım, nasıl bakarsan öyle görürsün. İzmir’in çok güzel bir şehir olması üniversitemizi daha da güzelleştiriyor. Herhalde İzmir’de bir ömür yaşayabilirim. Üniversiteye ilk geldiğimde açıkçası şaşırmıştım, daha farklı bir yer hayal ediyordum, eminim çoğu arkadaşım da öyle düşünmüştür. İlk seneler alışma faslı olduğu için, bir de ulaşım sorunundan ötürü objektif bakamıyordum. Sonradan alıştım ve İYTE’nin emsallerine nazaran daha kaliteli olduğunu gördüm, bunu fark edince enerjim ve heyecanım arttı. İsveç’te İYTE’nin bana kattıklarını daha iyi anlayabildim. Öğrenme, laboratuvar adabı ile sıkı ve düzenli çalışma adına çok şey öğrenmişim, burada farkımı ve kapasitemi daha iyi anlıyorum. Aldığım dersler yüksek lisans düzeyinde dersler, ama yine de yapabiliyorum, zorlanmıyorum.

İYTE'de kazanmış olduğun mesleki becerileri yeterli buluyor musun?

Türkiye sınırları içinde tabii ki evet. Bunun defalarca şahidi oldum, kendi bölümüm adına çok mutluyum bu konuda. Örneğin İYTE’yi şu an bulunduğum Göteborg Üniversitesi ile karşılaştırdığımda arada pek fark olmadığını dürüstçe söylemem lazım. Ancak fark tabii ki imkânların genişliği ve öğretim tarzında açıkça görülüyor. Bizim aldığımız derslerin kredi olarak yarısını almalarına karşın kesinlikle daha öğretici, az ders var ancak çok pratik yapılıyor. Derslerin azlığı kolaylığı anlamında algılanmamalı, sadece önemli noktalara değiniliyor ve her şeyi pratikle pekiştirmeyle başarılara imza atıyorlar.

Gelecekle ilgili planların, hedeflerin nelerdir? İleride kendini nerede görüyorsun?

Ben bölümüme şuurlu geldim, hem seviyordum, hem de yapılacak çok iş olduğunu biliyordum. Yapılan işler insanlığa hizmet edecek türden şeyler, boş durmamak lazım tabii. İnsanların bölümümüzün buluşlarına çok ihtiyaçları var. Bunları söylerken kesinlikle kapasiteme güveniyorum demek istemiyorum, tam tersi, güvenmiyorum. Önemli olan doğru olanı yapmaktır, olur veya olmaz. En azından bu yolda gidecek insanlara örnek ve cesaret veren biri olabilirsin. Bu da bir çeşit başarı, hiç tartışmasız… Ben Türkiye’ye ülkemde sevdiğim bölüm yok diye geldim, ancak hedefim kendi ülkemde de bu bölümü açmak, eğer yoksa biz açacağız elbet. Eminim gelecekte biz Türkler dünyanın incilerini yetiştireceğiz. Bu yolda feda olmak şereftir. Tek düşüncem en kısa zamanda insanlık için cesurca mücadele eden bir bilim adamı olmak.

Röportajı yapan Yasemin Özcan'a İYTE adına teşekkür ederiz.

Ömer Buğra Kanargı ile Röportaj

Alper Doruk Alkan ile Röportaj

Pelin Öztürk ile Röportaj


 



 
Son Güncelleme : Sevgi Canlıer 05.06.2012 14:02
İçerik Sorumlusu : Yasemin Özcan  
 
Öğrenci Bilgi Sistemi İYTE Web Mail İYTE Kütüphane Mezunlar Nerede İYTE Bülten İZTEKGEB Atmosfer TTO İzmir Üniversiteleri İYTE'de Ne Nerede?